Powered By Blogger

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Damatlık Seçimi...

Damatlık seçerken ne yapacağım, nasıl karar vereceğim diye düşünen erkek sayısı her ne kadar az olsa da,eşlerin baskısı ile bu sayı günden güne artıyor ve önem arz ediyor.



Damatlık: Damatlığın seçimi de en az gelinlik kadar özen ister. Doğru seçilmiş damatlıkla yeni eşinizi kendinize birkez daha hayran bırakabilecekken yanlış seçim, bembeyaz gelinliği ile kuğu gibi süzülen yeni eşinizin yanında sizi çirkin ördek yavrusu durumuna düşürebilir. Siyah smokin içinde geleneksel bir şıklığa bürünen damatlar son yıllarda renk konusunda kabuklarını kırdılar. Artık damatlıklarda da daha çok model ve renk seçeneği sunuluyor. Siyahın yanısıra beyaz ve mavi de bu sene tercih edilen renkler arasında yer alıyor.

Gelin gibi damat da kıyafetini satın almak mı yoksa kiralamak mı istediğine karar vermelidir. Damatlık seçerken gelin adayının gelinliğine uygun olması için gelinlik hakkında biraz bilgi alabilirsiniz, fakat gelinliğin resmini düğünden önce görmeniz istenmeyecektir. Damatlık alırken takım elbisenin veya smokinin dikim şekline ve niteliğine bakabilirsiniz. Takım elbisenin yaka uçlarında, kol manşetlerinde, cep ağızlarında ve kapaklarında, etek uçlarında, koltuk altlarında iplik temizlenmesi sırasında makas kesiklerinin olup olmadığına dikkat edin. Kiralayacaksanız, kir veya sökük olup olmadığına bakın.

Damatlığınızı diktirmeye karar verirseniz, terzinizin daha önce dikmiş olduğu modellere göz atmakta fayda var. Böylelikle terzinizin tarzı ve dikim kalitesi hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. 

Damatlık diktirirken kumaş seçiminiz çok önemlidir, sezona ve mekana göre yazlık veya kışlık kumaşlar tercih edilebilir. Terziniz bu konuda sizi yönlendirecektir. Takım elbise veya smokininizin dikimi tamamlandıktan sonra aşağıda yazdıklarımızı mutlaka dikkate alın. Pantolon ve ceketinizle mutlaka oturun, eğilin ve rahatlığını kontrol edin.

Ceket: Ceketin bedene tam uyması smokinin daha şık durmasını sağlayacaktır. Ceketin bedeninize uygun olup olmadığını omuz kısmından anlayabilirsiniz. Ceketi giyip kollarınızı serbest bıraktığınızda ise ceket kol boyunun baş parmağınızın üst boğumunu geçmediğine ve bileğinizden biraz aşağıda kaldığına dikkat edin. Ceketi düğmeledikten sonra oturmayı deneyin ve rahatlığını kontrol edin.

Pantolon: Pantolonunuzu seçerken boyuna ve rahatlığına özen gösterin. Pantolonun belinizi sıkmadığına emin olduktan sonra (1 parmak boşluk uygundur) oturarak ağ kısmının rahatsız etmediğine emin olun. Unutmayın ki rahat hareket edebilmeniz çok önemlidir. Paçalarının ise boy ayarlaması yapılırken ayak bileğinin 5 santim altında olmasına özen gösterin, yani paçalar ayakkabının üst kısmına değmeli ve kalça hareketlerini kısıtlayacak kadar dar olmamalıdır. Unutmayın ki kısaltmak mümkün ama paçaları kısa kalmış bir pantolon komik duracağı gibi uzatmak da mümkün olmayacaktır. Boy ayarlama işlemi tamamlandıktan sonra her iki paça boyunun da aynı uzunlukta yapıldığını kontrol edin.

Gömlek: Gömlek alırken de yaka ve kolların rahat olmasına, sıkmamasına özen gösterin. Smokinin içine genellikle pileli gömlek tercih edilir, fakat düz beyaz, kemik rengi ya da beyaz üzerine işlemeli bir gömlek de kullanılabilir. Gömlek kol boyuna da dikkat edin, manşetler ceketin kollarından 2-3cm kadar dışarı çıkmalıdır.

Ömrümüzü Nerelerde Neler yaparak Geçiriyoruz...

İnsan ömrünü ortalama 75 yıl olarak baz alan İngiliz bilim adamları bir ömrün bilançosunu çıkardı.
115 günü çekici bulduklarını gözetlemekle geçiriyor. Ve yalnızca 115 gün gülüyoruz
İngiliz uzmanlar ortalama bir insanın yaşamını nasıl geçirdiğini araştırdı. İngiltere’de yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre ortalama 75 yıl (27 bin 375 gün) yaşayan bir insan hayatının bir yılını işten ya da okuldan kaytararak geçiyor. Öte yandan gülümsemeye yalnızca 115 gün ayırılıyor. İşte uzmanlardan ortalama bir hayat:
* Sıradan bir insan hayatının üçte birinden fazlasını yani 26 yılını uykuda geçiriyor. Diğer yandan 7 yılını da uykuya dalmaya çalışarak harcıyor.
* Kadınlar hayatları boyunca 3 yıl bulaşık yıkıyor
* Temizlik süpürme cam silme toz alma ve evi toparlama gibi faaliyetler genellikle kadınların ömründen 5.5 yıl çalıyor.
* Tam 5 ay birşeylerden şikayet ederek ziyan oluyor.
* Öte yandan yalnızca 115 gün gülerek ve kahkaha atarak geçiyor.
* Ömrün yaklaşık bir yılı bekleme halinde harcanıyor. Bu sürenin 6 ayı çeşitli kuyruklarda 27 günü otobüs duraklarında ve 20 haftası da telefonda santral operatörlerinin bağlamasını beklerken harcanıyor.
* Kadınlar hayatının 136 gününü dışarıya çıkmak için kıyafet seçip giyinmek makyaj yapmak ve genel olarak kendilerine bakım yaparak geçiriyor.
* Buna karşılık erkekler yaşamları boyunca 46 gün gece dışarıya çıkmak için hazırlanıyor.
* Erkekler ise yaşamları süresince 3 bin saat traş oluyor.
* Tüm cilt kanseri uyarılarına rağmen ortalama bir insan hayatının 2 bin 170 saatini güneşlenmeye ayırıyor.
* Sigara tiryakileri gün boyunca aldıkları sigara molalarına hayatlarından 160 gün ayırıyor.
* Ömrün ortalama olarak 1 yılı çeşitli mazeretlerle iş ya da okuldan kaytararak geçiyor.
* Erkekler yaşamlarının 1 yılını çekici buldukları kadınları gözetlemekle geçiriyor. Bu da günde 43 dakika süresince yaklaşık 10 kadını “kesmek” anlamına geliyor.
* Diğer yandan kadınlar toplamda 6 aylarını beğendikleri erkeklere bakarak harcıyor.
* Hayatın yalnızca 1 ayı sevdiğiniz insana sarılmak güneşin batışını izlemek ve sevgilinizle başbaşa yemek yemek gibi romantik aktivitelerle geçiyor.
* Ortalama bir genç hayatının 5 yılını internete ayırıyor.
* Ömrün 19 yılı iş yerinde çalışarak 6 yıl da yiyerek ve birşeyler içerek geçiyor.
* 6 yıl ise yollarda seyahat ederek harcanıyor.
* Öte yandan ömrün yaklaşık 11 yılı televizyonun karşısında pinekleyerek harcanıyor.


Evlilikte Eşlere Düşen Görevler Nelerdir ?

 Günümüz evlilikleri malesef çok çobuk bitebiliyor.Aslında bir ailenin yıkılması toplumda önemli bir problem acaba neden evlilikler bitiyor ve eş seçiminde nelere dikkat edilmesi gerekiyor.

Evlilikte mutlu olabilmek için bireylere düşen görevler :
1) Evliliğe karar vermeden önce , evliliğin ne olup olmadığını ve evliliğin sorumluluklarını doğru olarak öğrenmelidir .Bu konuda birey yapıcı kararlar alabilmelidir .

2)Evliliğe kara verdikten sonra evleneceği kişinin her yönden uygunluğu araştırılmalıdır .

3)Evliliğin sürdürülebilmesi için bir diğer faktörde eşlerin bencil olmamasıdır .

4)Evlilik yaşantısıyla ilgili olarak eşler arasında sorumluluklar dengeli olarak paylaşılmalıdır .Burada eşitlik değil adalet prensibine göre hareket edilmelidir .

5)Evlilikte mümkünse mutluluk için geniş aileden kaçınılmalıdır .

6)Evlilikte mutluluk için eşlerin birbirine bağlılığı, sevgi ve duygusal bağlarla olmalıdır.

7)Evlilikte eşlerin kendilerinden başka bireylere tabi olmaları , birilerinin kendilerine destek olma ihtiyacı duymaları doğru değildir.

8)Eş seçerken fiziksel güzellik yanında ruh güzelliğide düşünülmeli aranmalıdır .

9) Evlilikte cinsel hayata önem verilmelidir.

10) Evlilikte karşılıklı güven ve sadakat olmalıdır.

11)Eşler arasında karşılıklı sevgi ,saygı ,merhamet ,anlayış,güleryüz,tatlı dil, sabır ve hoşgörü olmalıdır .

Sanırım mu maddeler arandığı ve uyulduğu müddetçe ,eşlerde birbirini sevdiği sürece evlilikte ayrılıklar olmayacaktır .


Güzel Bir Aşk Hikayesi…

Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi.Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Günler geçiyordu.Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu.Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu Birden aklına eşinin eski işi geldi.Geri dönmesini isteyecekti.Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı.Karısı dehşetle gözlerini açtı:Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi.Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu.Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakar koca.Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi.Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.Aksam karısına:Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi.Kadın şaşırmıştı.Bunu asla yapamayacağını söyledi.Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı.Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu. Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.Günler günleri kovaladı, hiç bir problem yoktu.Yine bir gün otobüse binerken, şoför:Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden diye sordu.Şoför:Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.