Powered By Blogger

21 Ağustos 2011 Pazar

Diş Ağrısı Rica Etsem Geçer misin ?

   Diş ağrısı için zamanında büyükler boşuna dememiş.'Kabir azabı gibidir' diye. Kabir azabı çekmediklerine göre baya tecrübeli olduklarını söyleyebiliriz. Tıpta ise böbrek taşı ağrısından sonra en şiddetli ağrı olarak diş ağrısı gösterilmektedir.Böbrek taşım olmadığından dolayı benim en şiddetli ağrımdır kendisi. Başta beyin olmak üzere vücudun her yerinde zonklamalara neden olan diş ağrısı tek başına günlerimi mahvetmeye yetmişti. Hep düşünürdüm neden gece, tam uyku vaktinde daha çok ağrıyor? Bu benim şansım diye düşünürdüm ama değilmiş.Gece saatlerindeki hormonal değişiklikler sebep olurmuş ağrıların artmasına.Diş ağrısına sebep olan unsurlar genelde bellidir. Çürük dişler, diş minelerinin aşınması, diş eti problemleri, baklava ve nutella olarak sıralayabiliriz.Ağrıdan korkmam doktordan korktuğum kadar derim hep.Doktordan ziyade o koltuk beni korkutuyor. Zamanında yaşadığım bir dişçi faciası da bunun yanına tuz biber oluyor açıkçası. Zamanın birinde gittiğim doktorun eli ağzımda kaldı resmen.(mecazi olarak) Sözde tedavinin hemen ardından uyuşuk olan yüzümün sol tarafına aldırış etmeden bildiğim en güzel küfürlerden derleme yapmıştım doktora. Şimdilerde de aklıma geldiğinde yada gördüğümde onu mahrum bırakmıyorum. Neyse oruçlu oruçlu daha fazla günaha girmeyelim şimdi.Gelelim tekrar diş ağrılarına.Ağrı kesicilerin fayda etmediğini düşündüğünüz zamanlarda aklınıza türlü türlü şeyler gelir.Acaba geçirir mi diye denersiniz.Ben neler mi yaptım?
*Dua etmekle başlayalım. Elimi dişimin üstüne koydum ve üç ile yedi defa okunması gereken duayı okudum. (+ / -)

*Ağrıyan dişin üstüne asprin koydum.(Diş etine zararı çok fazlaymış) (-)
*Çay bardağı dolusu suyun içine tuz ekledim,amacım gargara yapmaktı.Yanlışlıkla yutunca çok fena bir durum oluyor.(-)
*Buz presi uyguladım.Ağzım yüzüm dondu ama ağrı durmadı. (-)
*Sıcak su ile de denedim.Bu seferde yanağım kıpkırmızı oldu ama ağrı geçmedi. (-)
*Biz Türk lerin müthiş icatlarından biri. Kolonyalı pamuk. Dilimi uyuşturdu lakin ağrı devam ediyordu. (-)
*Hidrolik yağını araçların fren sistemlerinde kullanılır zannederdim. Allah kimseye acıdan ne yaptığını şaşırtmasın.Evet bunu da denedim.Hemde tavsiye eden arkadaşımın bu durumdan dolayı daha önceden hastanelik olmasına rağmen.Ve birde bir sözlükte okumuştum. (-)
*Sigara dumanını içime çekmeden ağrıyan dişin üstüne yoğunlaştırmam yazıyordu aynı sözlükte. Denedim onuda. Nafile. (-)
*Dediler ki sarımsak süper ya. Kesin geçer hiç bir şeyin kalmaz.Ağzımın kokmasına yardımcı olmaktan başka hiç bir işe yaramadığını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. (-)
*Karanfil tanesini dişinin arasına koy bastır geçer o.Geçmiyor kardeşim geçmiyor. Adeta 'Unstoppable' a dönüşüyor. (-)
*Diş ağrısını geçirmek için dişinin üstüne pamukla rakı koyan arkadaşım acıdan zamanla rakıyı yudumlamaya başladı. Sonra içmeye başladı. Yaklaşık 1 saat sonra falan kafası çok güzel olduğundan dişi aklına bile gelmiyordu.(Bunu denemedim ama aklımdan geçmiyor da değildi) (+)
*O kadar ağrının sızının içinde eğer yapabiliyorsanız hiç beklemeyin uyuyun.Zor oluyor ama eğer uyursanız duymuyorsunuz ağrıyı anca. (+)
*Bu da güzel bir Türk buluşu. Dişin altında yada üstünde zeytin gezdirmek. (ne yalan söyleyeyim zamanında ağrımı hafifletmemde bu teknik yardımcı oldu bana ) (+)
*Kuru inciri çok öncelerden denemiş ve tecrübesini edinmiştim. İncirinde bir faydasının olmadığını söyleyebilirim diş ağrısı için.(-) 
 Acıdan ne düşüneceğimi şaşırmış durumdayken elimde biraz ip ve bir adet kapı kolu mevcut diye de  düşündüm ama tabi ki denemedim. Sonra internetten araştırmaya karar verdim. Amerika da adamın biri ağrıyan dişinin üstüne Magnum marka silahla ateş etmiş. Ne ağrısı kalmış ne başka bir şey. Tabi çeneyi kökten götürmüş ama diş ağrısı da geçmiş.(+) Bunu düşünecek kıvama gelmemiştim Allah' a şükür. Neyse ki nişanlım beni doktora gitmem için ikna etti de bu sorundan kurtuldum. İyi ki varsın hayatım ve iyi ki yoksun diş ağrısı.Doktora da teşekkürlerimi sunuyorum.Sizde zaman kaybetmeden, koltuktan / doktordan korkmadan gidin şu dişçiye...(+ +) 
  

19 Ağustos 2011 Cuma

Haftanın En Önemli Gününde İşe Geç Kalmak

Çalar saatin gece sahura kalkmak için mi yoksa işe gitmek için mi çaldığını anlayamadığım dakikalarda zihnimin 'sahur sahur sahur' diye ikna çabalarına şahit oldum. Galiba başarılıda oldu. Karnım pek aç değil ya :) kalkmasam nasıl olur dediğime göre kendi kendime, başarılı olmuştu uykucu zihin. Kalkmasam nasıl olurdu. İyi olurdu, kalkmadım. Fazla geçmeden artık yakalamamın imkanı olmayan servisimin şoförü biz gidiyoruz diye telefon açınca anladım. Aslında pek tok da değilmişim :) ve kalksaydım daha iyi olurmuş. Toplamda bir kaç saniyede evimden iş yerine kadar olan bütün yollar çift şerit olarak geçti henüz tam açılmamış gözlerimin önünden. O bir kaç saniye duruma göre iki saat bile sürebiliyordu gerçek hayatta. Gitmesem uyusam dedim vicdanım el vermedi. Sonra teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanılmış olan, dışarıdaki sıcaklığı içeriye iki kat daha fazla yansıtma özelliğine sahip 'magirus' minibüslerle dediğim gibi hemen hemen iki saat içinde iş yerindeydim. 'O o o   hoşgeldiniz ' ler ve bilumum espriler :) arasında geçtim odama. Hala uykum var ve hala daha düşünüyorum. O alarm sahur için çalmamış mıydı ?

18 Ağustos 2011 Perşembe

Barney Stinson ~ Neil Patrick Harris


   How I Met Your Mother’ın muhteşem Barney Stinson’ı. Dizi onunla güzel, onunla komik, onunla eğlenceli. Çok iyi kurgulanmış bir karakter Barney. Muhteşem de bir hikayesi var. Aslında bir Hippi olan Barney, bir gün Kız arkadaşı tarafından Takım elbiseli birine tercih ediliyor. O gün bugündür Barney hep takım elbiseli. Aslında cenaze törenleri dışında hep takım elbise giyer desek daha doğru olur. Çünkü takım elbiselerin mutlu olaylar için olduğunu düşünür.
‘Suit up’ ları ve ‘wait for it’leriyle ünlüdür. Öyle ki dizinin 2. Sezonu Barney’nin ‘Legen.. wait for it…’ sözüyle bitip 3. sezon da ‘dary’ ile başlamıştır.Kızlar ve çapkınlık konusunda uzmandır. Soru işaretiyle (bkz: ?) bile kız tavlayabilir. Yine bu konular üzerine milyonlarca teorisi vardır.  Hele ‘What up’ları yenilesidir. Bir de meşhur beşlikleri vardır. (bkz: Çak bi beşlik, hayali beşlikler.) Telefonda konuşurken bile beşlik çakabilir, çaktırabilir. "Tekrar çak!", "Telefonda çak!", "Sessiz çak!", "Çerçeveyi dondurarak çak!", "Teorik olarak çak!", "Kelimelerle çak!", "Bileklerle çak!", "Kendi kendine çak!", "Ayaklarla çak!", "Pençeyle çak!", "Üzgün çak!", "Kapıya çak!" bunlar alternatif beşlikleridir. Bir diğer kalıbı olan "Nabeeeeeer?"(What up) dediğinde ikinci heceyi uzatır, çok tiz bir tonda söyler ve ardından yine birinden ona çakmasını ister.
"Awesome"lığını öne çıkarmak için özenle hazırlanmış ahlaksız hikayelerini "True Story" sözüyle beraber anlatır. Ayrıca ne iş yaptığı ne zaman sorulsa kısa bir kahkahayla beraber "Please..." cevabını verir.
Düşüncelerinin inanılırlığını arttırmak amacıyla istatistikler uydurur ve genelde bu istatistik "83" sayısını içerir.
Tv tarihinin en ‘Legen… wait for it… Dary’ karakteridir. Wait for it’leri aşmıştır, her seferinde yarar.
Belki de bu dizinin izlenmesinde en büyük paya sahip olan karakterdir. Her ne kadar her zaman sürtük gibi davransa da aslında oldukça duygusaldır.


Barney Stinson Replikleri;
Neil Patrick Harris’e gelirsek, kendisi Gay’dir. Ama önemi yoktur, her zaman sevilesidir. Barney karakteriyle oyunculuğun hakkını verir. Bir keresinde Grammy Ödül Töreninde sunuculuk yapmıştır. Oyunculuğuyla da birçok ödül sahibi olmuştur. Yine birçok dizi, film ve tiyatro oyununda oynamıştır. 

“God, it's me, Barney. What up! I know we don't talk much, but i know a lot of girls call out your name because of me. What up!”

“It's gonna be legen... wait for it... dary!!!”

"When i get sad, i stop being sad, be awesome instead."

Ted’in kız kardeşine yaptığı şarkılarla koparmıştır;

"Ted has a little sister
Gets hotter every day
If i ever meet her
What her boobies i will play
**Everybody**
Sister sister sister"

(Christmas müziği eşliğinde)
*
"I wish could see her naked
I wish could see her naked
I wish could see her naked
and down on all fours."






alıntıdır...
 

Bir Zamanlar Londra

Big Ben and Parliament Across, Thames River 


Waterlane



Oxford Street



Bond Street



Westminster, Big Ben







Canon Street




Artık Sadece Resimlerini Görebiliyoruz. Ahh İstanbul...



1940' larda Levent Villaları, Şimdilerde Kebapçı Olmuş.



     
Nişantaşı Valikonağı Caddesi, En Soldaki Vedat Tek Evi Dışında Hepsi Yerlerini Beton Yığınlarına Bıraktılar.







                         
                          1914 Yılında Yakılarak Yok Edilen Dev Adliye Sarayı 



Beyazıtta Ali Paşa Sarayı Yakıldı ve Sonra Yıktırıldı



Sarıyer'de Büyükdere Sahil Yolundaki Yalılardan Şimdi Bir Kaçı Ayakta.



Cumhuriyet Caddesi, Ne Tramvay Kaldı Ne de Parke Yolu.



Karaköy Meydanında Cami ve Soldaki Bina Artık Yok. Üzerinden Yol Geçti.


Emirgan'da Hidiv İsmail Paşa Sarayı, Şimdilerde Asfalt Yol Oldu










İstiklal Caddesi, Sağdaki Bina Artık Yok.

16 Ağustos 2011 Salı

# Hayatımda Duyduğum En Güzel Şikayetler #

 Okuduğunuzda hadi canım diyebilirsiniz ama bu yazılar 'turkhukuksitesi.com' adresinden alınmıştır. Yani tamamen gerçektir.


# Mersin'de son model bir ütü alan tüketici, elektrikler kesilip işi yarım kalınca elektriksiz ütü yapmanın yöntemini keşfetmiş! Ütüyü ocakta ısıtarak işine devam etmek isteyen ev hanımı, ütünün gövdesinin yanması üzerine bayisine başvurarak, ütünün değiştirilmesini istemiş.

# Diyarbakır'da fritöz alan bir müşteri, ürünün ilk kullanımda eridiğini görünce firmanın yolunu tutmuş. Büyük bir hırsla içeri giren müşteri, elindeki erimiş fritözü göstererek kendisine arızalı mal satıldığını söylemiş. Fritözü gören satış görevlisi nasıl kullandığını sorunca adam anlatmış; "Ocağı yaktım, fritözü üzerine koydum. İçine yağ koydum. Ama yanmaya, erimeye başladı." Satış görevlileri müşteriyi kusur kendisinde olduğu için ürünü değiştiremeyeceklerine ikna etmekte oldukça zorlanmış.

# Bulaşık makinesi her işe yarar. Servis elemanları Türkiye'nin dört bir yanından gelen "Bulaşık makinem tabakları, bardakları çiziyor ya da şu boşaltmıyor" şikâyetlerini incelemek için gittikleri evlerde müşterilerin ıspanak, lahana gibi yıkanması zor sebzeleri bulaşık makinesinde yıkadıklarını, hatta salça yapmak için domatesleri bulaşık makinesinde yumuşatanlar olduğunu görünce şoke olmuşlar. Sebzelerdeki kumun, su çıkış borularını tıkadığı ya da makinenin içinde kalarak bulaşıkları çizdiği, bunun da arızaya yol açtığı ortaya çıkmış.

# Şanlıurfa'da bir müşteri, satın aldığı mikrodalga fırında yumurta kaynatmayı denemiş. Deneme basınç nedeniyle yumurtanın patlamasıyla sona ermiş. Mikrodalga fırının infilak etmemesi şans olarak değerlendirilirken müşteri, "Yumurta bile kaynatamıyor. Bu fırını ne yapayım? Paramı geri verin" diyerek bayisine fırını iade etmeye kalkmış.

# Mersin'de fırının içinde elbisesinin yandığını söyleyen bir müşteri teknik servisi çağırmış. Elbisenin yanarak fırının içine yapışmasından muzdarip tüketiciye, fırınında sadece yemek pişirmesi önerilmiş. Fırının içinde çamaşır kurutma vakalarına sıklıkla rastlayan servis elemanları ayrıca çok sayıda beyaz eşya sahibinin fırınlarının içini mutfak dolabı olarak da kullandığına tanık olmuş. İçinde unutulan şeker, elbezi, mutfak önlüğü gibi malzemelerin yanması sonucu fırınların kullanılamaz hale geldiği belirlenmiş.

# Diyarbakır'da ise buzdolabının içini aydınlatan ışığı yetersiz bulan bir vatandaş, içine birkaç mum yerleştirerek kendince sorunu çözmüş. Ancak mum buzdolabının tavan kısmını yakınca üründen şikâyetçi olmayı ihmal etmedi.

# İstanbul'daki bir müşteri de kettle'ının (su kaynatıcı) eridiği şikâyetiyle servise başvurmuş. Kettle'ın elektrik ile çalıştığını bilmeyen müşterinin ocağın üzerine su ısıtıcısını koyarak suyu ısıtmaya çalıştığı anlaşılmış. Ocaktaki ateşin erittiği kettle'in yenisi ile değiştirilmesinde müşteri çok ısrarcı olmuş. İstanbul'daki başka bir müşteri de elektrikli karıştırıcıyı tencerenin içinden çıkarmadan yemek pişirmiş. Alet eriyince de şikâyetçi oldu.

# Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki tüketici toplantısında bir kişi, buzdolaplarının sebzeliklerinin daha büyük olması gerektiğini söylemiş. Bu talebinin nedeni sorulduğunda, "Yaz ayları çok sıcak geçiyor. Ayakkabılarımızı içine koyup soğutuyoruz. Sebzelikler büyük olursa daha çok ayakkabı soğutabiliriz" cevabını verdi.

# Elazığ'ın Maden İlçesi'nde mağarada oturan bir vatandaş, aşırı sıcaklardan bunalarak klima almış. Mağarada elektrik bulunmaması sebebiyle dışardan kaçak elektrik çekmiş. Yetersiz olan elektrik klimanın performansını bozunca tüketici, klimanın randımanı düşük diye şikâyette bulunmuş.

# Bir bilgisayar firmasına müşteriden gelen şikâyet: 'İlk disketi sürdüm, ikincisini sürerken çok zorlandım üçüncüsü asla içeri girmiyor.' – Yeni aldığı bilgisayarın çalışmadığını ileri sürerek firmaya başvuran kadın sürekli, 'Ayak pedalına basıyorum basıyorum makineden hiç ses gelmiyor' demiş. Ayak pedalı'nın fare olduğu ortaya çıkmış.

# Bir bilgisayar firmasının müşterisi dokümanı yazıcıya aktaramadığından şikâyet etmiş. 'Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu' sorusuna karşılık 'Ekranı yazıcıya doğru çevirdim ama hala görmüyor' cevabını vermiş.
# Firmayı arayan bir müşteri, bilgisayarının faks çekememesinden şikâyet etmiş. 40 dakikalık telefon görüşmesi sonucunda adamın kâğıdı monitöre dayayıp 'Gönder' tuşuna bastığı ortaya çıkmış.


# Erzincan'da aşırı sıcaklardan bunalan bir ev hanımı raflarını çıkardığı buzdolabının içine minder koyarak oturmuş. Kapısı açık kalan buzdolabının kompresörü bozulunca "İyi soğutmuyor" diyerek üründen şikayetçi olmuş.

14 Ağustos 2011 Pazar

Geçtiğimiz Sezon Barça !

Geçtiğimiz sezon İspanya ligine bu eşsiz kadrosu ile damgasını vuran Barcelona takımı ve Katalan taraftarlar bu sezonda aynı başarıyı göstereceklerinden eminler. Bu arada yeni sezon öncesi Aran Vadisinde kampa giren Barcelona takımı teknik direktörü Guardiola bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Bir basın mensubunun sorduğu     '' maçlarda şifreli oynadoğınız doğru mu? '' sorununa Guardiola Aranca yanıt vererek; bu sizin düşünceniz, biz hiçbir maçta şifreli oynamadık.Bu konuda daha fazla söyleyecek bişey yok dedi.
 

Bayan Trip Atma Milli Takımımız Yurda Döndü


Helsinki'de düzenlenen Salon Olimpiyatları'na "Altın Cadılar"ımız damgasını vurdu. Bayan trip atma milli takımımız yurda 12 altınla dönerken, bayanlar tek trip atma 55 kiloda ülkemizi temsil eden takım kaptanımız Nurcan Yıldırım'ın "Ata sporumuz olan tripte, ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğimiz için gururluyuz" şeklindeki açıklamasının ardından çalan telefonunun iptal tuşuna basması dikkatlerden kaçmadı.
Geçtiğimiz hafta Helsinki'de düzenlenen 28. Uluslararası Salon Olimpiyatları'na 12 altın, 8 gümüş ve 1 bronz madalyayla damgasını vuran Bayanlar Trip Atma A Milli Takımımız, dün gece geç saatlerde yurda döndü. İstanbul Atatürk Havalimanı'nda yüzlerce coşkulu taraftarın karşıladığı "Altın Cadılar", düzenledikleri basın toplantısında genel olarak etrafı umursamaz gözlerle izlemeyi tercih ederlerken, basın ve taraftarlarla fazla yüzgöz olmamaya da özen gösterdiler.


Alıntıdır...

Ailesinin “Okumayacaksan Verelim Bir Ustanın Yanına” Teklifini Kabul Eden Çocuk, Sanayideki Birinci Yılını Doldurdu


“Sanayide kendimi buldum”
Kısa süre içerisinde tüm sanayi çalışanlarının gözdesi haline gelmekten duyduğu mutluluğu gizlemeyen minik Tolga, “Sanayide adeta kendimi buldum diyebilirim. Hayat okulda öğrenilmiyormuş, bunu anladım. Burada egzoz açmaktan tutun baskı balata değiştirmeye kadar her gün hayata dair yeni bir şeyler öğreniyorum. Ustam da sağolsun, çok iyi bir insan kendisi. Bazen kafası bozuldu mu tokadı bastığı olmuyor değil ama o kadarcık dayağı okulda da yiyordum zaten. Hem biliyorum ki bu da diğer her şey gibi benim iyiliğim için...” sözleriyle ustasına olan saygı ve sevgisini dile getirmeyi de ihmal etmedi.
İşyerine olan uzaklığı nedeniyle 2 hafta önce evinden ayrılarak tamirhanede yatıp kalkmaya başlayan Tolga, boş zamanlarını da yıllardır sanayide terk edilmiş halde bulunan 81 model bir Mercedes için çıkma parça toplamakla geçirdiğini açıkladı.

Ailesi gurur duyuyor
Konuyla ilgili olarak basın mensuplarının sorularını yanıtlayan baba İrfan Bayındır ise, "Geriye dönüp bakınca gerçekten de karnesi kötü değildi çocuğun. Öylesine, hani adettendir, her baba çocuğuna böyle şeyler söyler diye o gün öyle bir söz çıktı ağzımdan. Olayın bu noktaya gelebileceğini tahmin edemedim. En fazla 3 gün sonra ağlaya ağlaya gelip özür diler, 'nolur beni tekrar okula yazdırın' diye yalvarır sandım. Nereden bilebilirdim? Meğer oto tamircisi olmak için yaratılmış evladım. Neyse, her işte bir hayır var..." diyerek Tolga'nın sanayideki başarısıyla ailecek gurur duyduklarını ifade etti. 


Alıntıdır...

Just Pide !

 -Anne
 -Evet
 -Okundu mu ?
 -Hayır. : )